SOSYAL FOBİ TEDAVİSİ


Responsive image

SOSYAL FOBİ VE YÜZ KIZARMASI

Sosyal anksiyetede "endişe,sıkıntı " adında anlaşılacağı üzere, sosyal ortamlarda ortaya çıkar. Hiç bir zaman kişi yalnızken ya da tanıdıklarının yanındayken olmaz. Yabancı ortam, yabancı kişiler, karşı cins üst konumdakiler vb. bu korkuyu ve kaygıyı tetikleyebilir. Bu korkuyu hissettiği andan itibaren kişinin beyni, bildiği ve pekiştirdiği yanıtı ortaya koyar. Bu yanıt adeta otomatik pilota bağlanmış gibidir. Kişi, korku ve endişesinin saçma ve aşırı olduğunu hisseder ve engelleyemez. Sonrasında ise bu korkuyu yaşamamak için ya sosyal ortama kendine güvenlik davranışı korur ya da ortamdan tamamen kaçar. Kaçtıkça da, konuşamadıkça da kendini suçlar. Kendine kızar, öfkelenir ve kendi ile büyük bir savaş başlatır. Sosyal ortamlardaki kendi beklediği performansı sergileyemesi, her seferinde bir darbe daha indirir ve kendime güvenini kaybeder ve ortamdan gittikçe ortamdan kaçar. En sonunda ise sosyal anksiyete, bozukluluk düzeyine ulaşır ve “sosyal fobi” (diğer adıyla sosyal anksiyete bozukluğu) adını alır.

GÜVENLİK ARAYICI DAVRANIŞLAR

Yine Clark ve Wells tarafından ortaya atılmıştır. Sosyal anksiyetede güvenlik arayış davranışının, sorunun önemli bir parçası olduğu ileri belirtilmiştir. Sosyal kaygısı olan birey kendini tehlikeye maruz kalmış hissettiği sosyal ortamlarda kendini güvenceye almak için, güvenlik arayıcı davranışlara yönelir. (Akt. :Anksiyete B. Tedavi kılavuzu Ed: Tükel R,2004)

Bu davranışlara örnek verirsek:

KAÇINMA DAVRANIŞLARI

Sosyal anksiyetesi olan kişiler, sosyal ortamlarda maruziyet sonrasında yaşanılan durumun tekrarını engellemek için kaçınma davranışları geliştirirler. Soyal fobik kişi kendini zorlayan durumlardan kaçınma davranışı gösterir. Hatta sosyal fobikler profesyonel kaçınıcıdırlar. Kaçma bahaneleri önceden tezgahlanmamış olsalar bile sosyal maruziyet anında adeta refleks bir tepki gibi ortaya çıkar. Kişi bir anda, bir bahane uydurur ve kaçar.

Kaçınma ya da kaçma davranışları kişinin iç dengelerini zamanla, onarılması zor bir şekilde bozar. Kişi bu davranışlarını kendisine yakıştıramaz, ama bu şekilde de yaşamaya, kaçmaya devam eder. Kaçtıkça kendisine öfkelenir ve kendisini suçlar. Bu suçlamaların sonu gelmez. Kaçınma davranışları da yerleşir ve kalıcı hale gelir. Bu kalıcılık, sosyal fobinin adeta bir zaferidir. Hatta zaman içerisinde kişinin tüm yaşamını bile ele geçirebilir.

ANTİCİPATİON ANKSİYETESİ

Korkulan şeyin kişinin başına gelmesi korkusudur, yani beklenti anksiyetesidir. Sosyal fobiklerde, sosyal ortamlara girme öncesinde, belirgin olarak ortaya çıkar ve kişinin aktiviteyle yüzleşmesini zorlaştırır. Kişi eğer sosyal ortama girer yüz kızarması, titreme ya da terleme korkusu yaşarsa güvenlik davranışları gösterir. Genelde bir köşede pasif kalır. Ancak çoğu zaman ortama hiç girmez ve kaçar.

ANTİCİPATORY ALKOL ALIMI

Sosyal anksiyetesi olan kişilerin bir kısmı, sosyal ortamlarda korkukları şeylerin başkalarına gelmemesi için bir takım tedbirler alırlar. Bu tedbirler, özellikle yeşil ve kırmızı reçete ile satılan illegal yoldan elde edilmiş ilaçlar ya da alkoldür. Kişi bu tür maddelerle sosyal anksiyetesinin azaldığını farkettiğinde, bir çıkış yolu olarak bu seçeneğe sarılır. Ama bu yol çıkmaz yoldur. Bu tür maddeler ilk başta gerçekten sosyal ortamdaki kaygı ve endişelerini yatıştırır ve performansını artırır. Ama bir süre sonra alkol ve sakinleştiricilerin etkisi azalır ve tolerans gelişir. Kişi aynı etkiyi sağlamak için sürekli artan dozlarda almak zorunda kalır. Sosyal anksiyetesini bu şekilde çözmek isteyenlerin hemen hemen tamamı, sadece sosyal fobikken, bir süre sonra sosyal fobik ve bağımlıdırlar.

SOSYAL ANKSİYETENİN ORTAYA ÇIKTIĞI DURUMLAR

Sosyal fobi, performans gerektiren durumlarda kişiyi zorlar, yoğun korku ve kaygı yaşatır. Kişi bu korkunun aşırı ve anlamsız olduğunu bilir, ama kontrol edemez. Sonrasında ise kaçınma davranışlarına ve kişinin işlevselliğinde bozulmaya yol açar. Sosyal fobiklerin zorlandığı, yoğun korku, heyecan ve kaygı yaşadığı durumlardan örneklerle bahsetmek istiyorum.

BİR GRUBA SÖZEL SUNUM YAPMAK YA DA İZLEYİCİLER ÖNÜNDE KONUŞMAK

Bu aktiviteler, grup ya da izleyiciler önünde yapıldığı ve performans gerektirdiği için, sosyal kaygısı olanlarda, sosyal fobinin en fazla ortaya çıktığı durumlardandır. Ama şu unutulmamalıdır ki, herkes kalabalık önünde heyecanlanabilir, özellikle de bu konuda tecrübesi olmayanlar. Genellikle deneyimlerden sonra, bu özellik kazanılır. Sosyal fobiklerde ise, bu durumla ilgili olarak belirgin korku ve kaygı vardır. Bu korku nedeniyle belirgin kaçınma davranışları da mevcuttur. Yaşamını etkileyecek düzeydedir.

YETENEK, BİLGİ VE BECERİ AÇISINDAN SINAMAK

Bu durumlarda değerlendirilme anksiyetesi ön plandadır. Sosyal fobiklerde kendine güven , başkalarının geri bildirimlerine bağımlı olduğundan, yetenek,bilgi ve beceri açısından sınanmak adeta ölüm-kalım meselesidir. Başkalarında iyi izlenim bırakma isteği çok yüksek düzeyde olduğu için kişi itibardan düşme korkusuyla yoğun bir değerlendirilme anksiyetesi yaşar. Bu kaygı ve endişe ise kişinin performansını etkiler.

OTORİTE VE ÜST KONUMDAKİ KİŞİLERLE KONUŞMAK

Otorite denilince akla bir iş yerindeki şef, müdür ve patronları, bir öğrenci için öğretmenleri ya da okul müdürü, devlet memurları içinse devlet dairelerindeki amir, müdür, kaymakam, vali, milletvekili vb.. konumlardaki insanlar akla gelir. Sosyal fobikler kendilerinden alt konumdaki kişilerle nispeten daha rahattırlar. Ama üst konumdakilerin odasına girmek, telefon etmek, sorduklarına yanıt vermek gibi konularda çok sıkıntılıdırlar. Üst konumda olanların karşısında adeta değişirler ve rahat davranamazlar. Bu kişilere karşı hata yapmamak ve mükemmel performans sergilemek isterler. Korktukları şey başalarına gelmemesi için tedbirler alırlar. Korktukları şey ne yazık ki, başlarına gelir.

İLGİ ODAĞI OLMAK

Bu durumda da belirgin değerlendirilme kaygısı vardır. Karşı tarafta iyi izlenim bırakmak, yanlış yapmamak, yaptığının ve söylediklerinin mükemmel olması gibi gerçekçi olmayan beklentileri ve düşünceler mevcuttur. Bu düşünceler, kişinin performansını etkiler. Başkaları izlerken yazı yazmak, çalışmak, toplantıda sözün gelmesi, toplantıya herkes yerini aldıktan sonra girmek, yemekhane gibi kalabalık yerlere girmek bu durumlara örnek sayılabilir.

GRUPLA BİRLİKTE YAPILAN AKTİVİTELER

Grupla birlikte yapılan aktiviteler denilince akla topluluk içinde yemek yeme, bir şeyler içme, telefonla konuşma, grup etkinliklerine, arkadaş toplantısı ve partilere katılmak gelir. Bu durumlarda hep kalabalık ortam vardır . Kişi ilgi odağı haline gelebilir ve en kötüsü burada yabancılar ve karşı cinsten birileri olabilir. Bu nedenle sosyal fobikler, ya grup aktivitesine katılır ama bir köşede sessizce kalırlar, yani kendini güvene alırlar ya da katılmaz ve kaçınma davranışları gösterirler. Sonuçta gruplar, sosyal ilişkilerin yoğun yaşandığı ve belli ritmi olan topluluklardır. Sosyal ilişkilerde zorlanan sosyal fobikler içinse büyük bir kaygı ve endişe kaynağıdır. Çünkü bu grup ortamında ilgi odağı olabilir, karşıt cinsten ve yabancı birileri olabilir. Bu nedenle yoğun bir değerlendirilme anksiyetesi yaşayabilirler. Yani hem çekingen kişilik bozukluğu olan, hem de sosyal fobik olanlar için grup ortamları, son derece risklidir.

KARŞIT CİNS İLE İLETİŞİM VE FLÖRT

Sosyal fobik kadınlar için erkeklerle, erkekler içinse kadınlarla iletişime geçmek ve flörtü başlatmak oldukça zordur. Bu zorluk birçok sosyal fobiğin yaşamını zehir eden ve onu müzmin bekarlığa mahkum eden bir durumdur. Bizim toplumumuzda utangaç olmak, kadınlar için, erkeklerde olduğu kadar şiddetli ve acı verici değildir. Hatta kadınlarda utangaçlık 20- 30 yıl öncesine kadar saygı duyulan, iyi bir özellik olarak görülürdü ve bu sayede daha kolay eş bulabilirlerdi. Bu kadınlar alttan alabilen, uyumlu özellikleri nedeniyle daha çok talep görürlerdi. Son dönemde utangaçlık; kız çocuklarının daha fazla okutulması ve kariyer beklentilerinin artması nedeniyle bir sorun olmaya başlamıştır.bu nedenle de kadın hastaların başvuruları artmıştır. Ama yine de kadınların ev hanımı olmak gibi bir seçenekleri olduğundan, nispeten daha rahattırlar. Ayrıca teklif etmek genelde erkeklerden yapması gereken bir şey olarak görüldüğü için erkeklerin işi daha zordur. Yine erkeklerin ev geçindirme zorunluluğu olduğundan, sosyalleşmesi ve iş bulması gerektiğinden erkeklerin işi daha da zorlaşır.

Bu nedenle çoğu sosyal fobik erkek yalnızdır ve müzmin bekar adayıdır. Ki bize başvuran çoğu sosyal fobik, özellikle bekar ve erkektir.

YENİ TANIŞMALAR YABANCI KİŞİLERLE İLETİŞİM VE MİSAFİRLİK

Bu konu ile ilgili sorun yaşanan durumlar; pek iyi tanımadığımız birisine telefon açmak, yabancı kişilerle yüz yüze tanışmak görüşmek ve sohbet etmek vb. gibi durumlardır. Pek iyi tanımadığımız kişilere aynı fikirde olmadığımızı söylemek, o kişi ile konuşurken gözlerinin içine bakmak, satın alınan malı iade etmek için geri götürmek, ısrarlı bir pazarlamacıya karşı koymak da bu sorun grubuna girer. Ayrıca misafirlik de önemli ve sorun yaratan bir konudur. Bu durumlar kişilerde değerlendirme, kabul ve onay görme ile ilgili endişe ve kaygılar yaşatır. Bu kaygı kişiyi etkiler ve performanslarını düşürebilir.

UMUMİ TUVALETLERİ KULLANMA

Sosyal fobikler için umumi tuvaletleri kullanmak da çok sıkıntılıdır. Tuvalete girdiklerinde bağırsak ya da gaz seslerinin duyulmaması için çoğunlukla kapıyı kapatıp, musluk sesi açarlar. Su sesi ile tuvalet sesini baskılamaya çalışırlar. Ama en zoru ise erkeklerin ayakta pisuvarı kullandıkları anlarda yaşanır. Yanlarına bir kişi geldiğimde ya da sırada kendisini bekleyen birisi varsa heyecandan çişlerini yapamazlar. Kendilerini zorlamalarına rağmen idrar gelmez ve bir çok sosyal fobik idrarını döküp rahatlayamadan pisuvardan çıkmak zorunda kalır. Ama bir kısmı ise direkt tuvalete girer ve klozete idrarını yapar. Çünkü tuvalet odasında tek başınadır, ayakta işini yaparken ise, yanına birisi gelebilir ya da arkasında birisi sıra bekleyebilir. Bu durumlarda da sosyal fobikler sıkıntı yaşar.

Bazı sosyal fobiklerde ise sosyal ortamlarda, tuvaleti varmış hissi gelir.

YÜZ KIZARMASI KORKUSU (ERİTROFOBİ)

Diğer insanlarla birlikteyken yüz kızarması korkusuna eritrofobi denir. Eritrofobik hastaların çoğu, gün boyu yüzünün kızarması korkusu ile yaşarlar. (Emmelkamp, 1994) İlk planda yüz kızarmasını tetikleyen şey; kişinin utanmasına yol açan bir olayının yaşanmasıdır. Özellikle pot kırma olayı utanç duygusunu tetikler ve aynı zamanda yüz kızarması hissini de yaratır. Sonraları ise pot kırmaya da gerek kalmaz çünkü yüz kızarması kronikleşir ve kısır döngü haline gelir. Kişi, özellikle sosyal ortamlarda ve stresli anlarda, sanki yeniden yüzü kızaracakmış gibi hisseder. Zaman içinde yüz kızarması hissi çoğunlukla gerçek yüz kızarması ile karıştırır hale gelir. Yüzdeki hafif bir ısı artışını bile yüz kızarması olarak yorumlanmaya başlanır.

TİTREME KORKUSU (TREMOFOBİ)

Tremofobi; diğer insanların yanında titreme korkusudur. Başka insanların olduğu ortamlarda, söz kendisine geldiğinde titreme hissi başlar. Kişi, ellerinin titrediğini zanneder. Burada da yine titreme hissi ile gerçek titreme birbirine karıştırılır. O anda oluşan korku ve endişe nedeniyle kaygı daha da artar ve en sonunda titreme daha belirgin hale gelir. Kişi bu durumun farkedilmemesi için çabalar. Bu çaba esnasında dikkatini yaptığı işten kendi vücut belirtilerine yönelttiği için, dikkati dağılır ve konuşma verimi düşer. Bu sorunun ortaya çıktığı ortamdan kaçmak nispeten daha kolaydır.

TERLEME KORKUSU (HİDROSOFOBİ)

Başka insanların önünde terleme korkusudur. Bu korkunun anticipation(beklenti) anksiyetesiyle ilişkisi vardır. Kişi, korktuğu şeyin başına gelmesinden korkar. Bu korku ve tedirginlik ise kişinin korktuğu şeyin başına gelmesini kolaylaştırır. Eritrofobi ve termofobi de olduğu gibi hidrosofobi de de kısır döngü hali mevcuttur.

Terleme korkusu, bir çok sosyal durumda başına gelmese bile bir sonraki seferde başına gelecekmiş gibi endişe ve kaygı sürer gider.

SOSYAL ANKSİYETE BOZUKLUĞU

Sosyal Anksiyete Bozukluğu(SOSYAL FOBİ);kişinin sosyal ortamlarda performas sergilerken hata yapacağı, sorun yaşacağı, başkaları tarafından eleştirilebileceği, utanıp küçük düşeceği, rezil olacağı endişesi ile sosyal ortamlara girmemesi ya da diğer kişilerle sorun yaşayacağı korkusu ile kaçınması halidir. Kişi bu korkunun aşırı ve anlamsız olduğunu bilir ama kontrol edemez.

Sosyal fobik kişiler; başkalarının önünde konuşurken, arkadaş toplantılarında, yemek yerken ya da yazı yazarken kendine bakıldığında belirgin endişe ve kaygı yaşarlar. Bu kaygının yanı sıra çarpıntı, nefes darlığı, yüz kızarması, yoğun huzursuzluk, kekeleme vb.belirtiler tabloya eklenebilir. Sosyal fobi, hastada ciddi işlevsellik kaybı ve mesleki uğraşlarda zorlanmaya yol açabilir.

DSM- IV kriterlerine gore Sosyal Anksiyete Bozukluğu; kişinin tanımadığı insanlarla karşılaştığı ya da başkalarının gözünün üzerinde olabileceği bir ya da birden fazla toplumsal durumdan, belirgin ve sürekli bir korku duyması ve küçük duruma düşeceği ya da utanç duyacağı bir biçimde davranacağından korkması ve anksiyete belirtileri göstermesidir.

Kişi korkulan toplumsal durumla karşılaşma anı, hemen her zaman anksiyete doğurur, bu da duruma bağlı ya da durumsal olarak yatkınlık gösterilen bir panik atağı biçimini alabilir.

Kişi korkusunun aşırı ya da anlamsız olduğunu bilir. Bu rahatsızlıkta; korkulan toplumsal durumdan ya da bir eylemin gerçekleştirildiği durumlardan kaçınılması ya da yoğun anksiyete veya sıkıntıyla buna katlanılması vardır.

Kaçınma, beklenti ya da korkulan toplumsal ve-veya bir eylemin gerçekleştirildiği durumlarda, sıkıntı duyma vardır ve bu durum kişinin olağan günlük işlerini, mesleki işlevselliğini, toplumsal etkinliklerini ya da ilişkilerini bozar ya da fobi olacağına ilişkin belirgin bir sıkıntı yaratır. Ayrıca 18 yaşın altındaki kişilerde süresi en az 6 aydır.

Korku ya da kaçınma bir maddenin ya da genel tıbbi bir durumun doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir ve başka bir mental bozuklukla daha iyi açıklanamaz. (APA, 1994).

DSM V ‘te ise bu tanıma küçük düşme ve utandırma yerine negatif değerlendirilme getirilmiş ve kültürel duyarlılık açısından da, başkalarını rahatsız etme ifadesi de eklenmiştir (APA- 2013).

SOSYAL FOBİDE TEDAVİ YAKLAŞIMLARI

Sosyal Fobi; süreğen bir gidişi olan ve işlev kaybına yol açan bir hastalıktır. Sosyal fobinin genellikle 15 yaşından önce başlar. Bu yüzden tedaviye erken başvurulması, tedavinin etkinliğini, bireyin daha sonraki yaşamının gidişatını ve kalitesini belirleyecektir. Ancak hastaların başvurması, genellikle erken değil, tam tersine geç olur ve sosyal fobi kişinin yaşamına adeta bir kabus gibi çöker. Yaptığımız bir çalışmada; 140 primer sosyal fobi olgusunun, hastalığın başlangıcından tedaviye başvuruncaya kadar geçen süre ortalaması 11.8 yıl olarak bulunmuştur (Koyuncu A.& Özyıldırım İ., 2011b). Başvuru için ciddi bir süre beklenmiş ve bu süre içerisinde sosyal fobi daha da pekişmiştir.

Tedavide, eştanı ve intihar riskinin olmadığı durumlarda öncelikle bilişsel-davranışçı tedavi uygulanmalıdır. Sosyal fobinin yanı sıra depresyon, obsesif kompulsif bozukluk, panik bozukluğu vb. gibi başka bir anksiyete bozukluğu varsa, ayrıca hastada alkol ya da madde kullanım bozuklukları varsa, psikoterapiyle birlikte ilaç tedavileri de başlanmalıdır. Bu tür kompleks durumlarda ilaç + psikoterapi önerilmektedir. Antidepresan ilaçlarla kişinin hem sosyal anksiyetesi, hem de depresyonu tedavi edilir ve hastalığa karşı olan kaygı ve endişeleri azaltılır. Antidepresan ilaçlarla birlikte, eşzamanlı bir bilişseldavranışçı terapi ise mutlaka daha etkili olacaktır. Başarılı bir antidepresan tedavisinin, kişiye terapi için gerekli motivasyonun sağlanmasında ve terapi ile sosyal anksiyetenin azaltılmasında çok değerli katkıları olacaktır. Bu nedenle sosyal fobiden muzdarip olan ve tedavi arayanların antidepresan ilaçlardan korkmamasını ve antidepresan+psikoterapi kombinasyonunu çekinmeden ve gönül rahatlığı ile kullanmaları tedavide en ideal olandır.

KAYNAKÇA:

Kaplan & Sadock (editors). ComprehensiveTextbook of Psychiatry, 7th edition, Philadelphia
  • PA,Williams and Wilkins, 2000:924-939 American Psychiatric Association: Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders, 4th Edition, Text Revision.Washington, DC, American Psychiatric Association, 2000 American Psychiatric Association. Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders, 4th edn. American Psychiatric Press, Washington, DC, 1994. American Psychiatric Association. (APA). Diagnostic and statistical manual of mental disorders (5th ed.) Washington, DC: APA;2013. Amerikan Psikiyatri Birliği. Mental bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı,dördüncü baskı (DSM IV) (Çev. Ed: E. Köroğlu) Hekimler Yayın Birliği, Ankara, 1995 Anksiyete Bozuklukları Tedavi Klavuzu, Editör: Prof. Dr. Raşit Tükel ( Türkiye Psikiyatri Derneği Yayınları) Beck AT, Ward CH, Mendelson M, et al: An inventory for measuring depression. Arch. Gen. Psychiatry 4, 561-571, 1961 Beck A.&Emery G.(2006) Anksiyete Bozuklukları Ve Fobiler. (Çev. V. Öztürk). İstanbul:Litera Yayıncılık Biederman, J., Hirshfeld Becker, D. R., Rosenbaum, J. F., Herot, C., Friedman, D., Snidman, N., et al. (2001). Further evidence of association between behavioral inhibition and social anxiety in children. American Journal of Psychiatry, 158(10), 1673 – 1679. Biederman, J., Rosenbaum, J., Hirshfeld, D. R., et al. (1990). Psychiatric correlates of behavioral inhibition in young children of parents with and without psychiatric disorders. Archives of General Psychiatry, 47, 21 – 26. Barlow DH (1994) Comorbidity in social phobia: implications for cognitive-behavioral treatment. Bull Menninger Clin, 58 (Suppl 2A):43-57. Beck, A. T., Emery, G., & Greenberg, R. L. (1985). Anxiety disorders and phobias: A cognitive perspective. New York: Basic Books Beidel, D. C., Turner, S. M., & Morris, T. L. (1999). Psychopathology of childhood social phobia. Journal of the American Academy of Child and Adolescent Psychiatry, 38(6), 643 – 650. Chartier, M. J., Walker, J. R., & Stein, M. B. (2001). Social phobia and potential childhood risk factors in a community sample. Psychological Medicine, 31(2), 307 – 315. Cartwright-Hatton S1, Tschernitz N, Gomersall H. Social anxiety in children: social skills deficit, or cognitive distortion? Behav Res Ther. 2005 Jan;43(1):131-41. Chapman TF, Mannuzza S, Fyer AJ: 1995 Epidemiology and family studies of social phobia, in Social Phobia: Diagnosis, Assessment, and Treatment. Edited by Heimberg RG. Clark, D. M., & Wells, A. (1995). A cognitive model of social phobia. In M. R. Liebowitz (Ed.), Social phobia: Diagnosis, assessment, and treatment (pp. 69 – 93). New York, NY: Guilford Press. Clark, D.M., A Cognitive Perspective on Social Phobia. International Handbook of Social Anxiety: Concepts, Research and Interventions Relating to the Self and Shyness. Edited by W. Ray Crozier and Lynn E. Alden. © 2001 John Wiley & Sons Ltd. Dadds, M. R., Barrett, P. M., Rapee, R. M., & Ryan, S. M. (1996). Family process and child anxiety and aggression: An observational analysis. Journal of Abnormal Child Psychology, 24, 715 – 734. Chapman TF, Mannuzza S, Fyer AJ: Epidemiology and family studies of social phobia, in Social Phobia: Diagnosis, Assessment, and Treatment. Edited by Heimberg RG. Edelmann R.J. (2009) Yüz Kızarmasının Önüne Geçin. (Çev. B.Karapıçak). Ankara: HYB Yayınları Emmelkamp P.M.G.&Bouman T.K.&Scholing A.(1994) Anksiyete Bozuklukları, Klinik Uygulama Kılavuzu. (Çev. B. Ceyhun ve N.Oral). Ankara: HYB yayınları Erikson, E H. Childhood and Society. New york, WW. Norton, 1964 Fyer AJ, Mannuzza S, Chapman TF, et al: A direct interview family study of social phobia. Arch Gen Psychiatry 50:286–293, 1993 Hackmann, A., Clark, D. M., & McManus, F. (2000). Recurrent images and early memories in social phobia. Behaviour Research and Therapy, 38(6), 601 – 610. Hackmann, A., Surawy, C., & Clark, D. M. (1998). Seeing yourself through others’ eyes: A study of spontaneously occurring images in social phobia. Behavioural and Cognitive Psychotherapy, 26(1), 3 – 12. Hayward C, Killen JD, Kraemer HC, et al: Linking selfreported childhood behavioral inhibition to adolescent social phobia. J Am Acad Child Adolesc Psychiatry 37:1308–1316, 1998 Hettema JM, Prescott CA, Myers JM, et al: The structure of genetic and environmental risk factors for anxiety disorders in men and women. Arch Gen Psychiatry 62:182–189, 2005 Himmelhoch JM. Social anxiety, hypomania and the bipolar spectrum: data, theory and clinical issues. J Affect Disorder. 50:203-213, 1998. Hirshfeld-Becker DR, Biederman J, Henin A, et al: Behavioral inhibition in preschool children at risk is a specific predictor of middle childhood social anxiety: a five-year follow-up. J Dev Behaviour Pediatr 28:225–233, 2007 Hofmann SG, Newman MG, Ehlers A, et al: Psychophysiological differences between subgroups of social phobia. J Abnorm Psychol 104:224–231, 1995 Holt CS, Heimberg RG, Hope DA: Avoidant personality disorder and the generalized subtype of social phobia. J Abnorm Psychol 101:318–325, 1992 Hudson, J. L., & Rapee, R. M. (2001). Parent–child interactions and anxiety disorders: An observational study. Behaviour Research and Therapy, 39, 1411 – 1427. Hudson, J. L., & Rapee, R. M. (2002). Parent–child interactions in clinically anxious children and their siblings. Journal of Clinical Child and Adolescent Psychology, 31(4), 548 – 555. Hudson JL, Comer JS, Kendall PC. Parental responses to positive and negative emotions in anxious and nonanxious children. J Clin Child Adolesc Psychol. 2008 Apr;37(2):303-13. Ishiyama, F. I. (1984). Shyness: Anxious social sensitivity and self-isolating tendency. Adolescence, 19(76), 903 – 911. Kagan, J., Reznick, J. S., Clarke, C., Snidman, N., & Garcia Coll, C. (1984). Behavioral inhibition to the unfamilar. Child Development, 55, 2212 – 2225. Kagan J, Reznick JS, Snidman N: Biological bases of childhood shyness. Science 240:167–171, 1988 Kaplan HI, Sadock BJ. Synopsis of Psychiatry. Behavioral Sciences,Clinical Psychiarty. Eighth Edition. 1998. Kaplan & Sadock (editors). ComprehensiveTextbook of Psychiatry, 7th edition, Philadelphia PA,Williams and Wilkins, 2000:924-939 Klinik uygulamada Psikiyatri Tanı ve tedavi Kılavuzları, Cilt:2 Editör: Prof. Dr. Ertuğrul KÖROĞLU HYB YAY. Knappe S1, Lieb R, Beesdo K, Fehm L, Low NC, Gloster AT, Wittchen HU. The role of parental psychopathology and family environment for social phobia in the first three decades of life. Depress Anxiety. 2009;26(4):363-70. Kendler, K. S., Myers, J., Prescott, C. A., & Neale, M. C. (2001). The genetic epidemiology of irrational fears and phobias in men. Archives of General Psychiatry, 58(3), 257 – 265. Kendler, K. S., Neale, M. C., Kessler, R. C., Heath, A. C., et al. (1992). The genetic epidemiology of phobias in women: The interrelationship of agoraphobia, social phobia, situational phobia, and simple phobia. Archives of General Psychiatry, 49(4), 273 – 281. Koyuncu ( 2012). Sosyal fobiklerde dikkat sorunları ve hiperaktivite. Liman Yayınları, 1. Baskı ( ISBN: 6056285509 ) Liebowitz, M.R., 1987. Social phobia. Mod. Probl. Pharmacopsychiatry 22, 141-173, 1987. Liebowitz MR, Gorman JM, Fyer AJ, et al: Social phobia. Review of a neglected anxiety disorder. Arch Gen Psychiatry. 42(7):729-36, 1985. Lieb, R., Wittchen, H. U., Hoefler, M., Fuetsch, M., Stein, M. B., & Merikangas, K. R. (2000). Parental psychopathology, parenting styles, and the risk of social phobia in offspring: A prospectivelongitudinal community study. Archives of General Psychiatry, 57(9), 859 – 866. Mancini, C., Van Ameringen, M., Szatmari, P., Fugere, C., et al. (1996). A high-risk pilot study of the children of adults with social phobia. Journal of the American Academy of Child and Adolescent Psychiatry, 35(11), 1511 – 1517. Levitan MN, Nardi AE. Social skill deficits in socially anxious subjects. World J Biol Psychiatry. 2009;10(4 Pt 3):702-9. Review. Liebowitz MR, Gorman JM, Fyer AL, Klein DF. (1985) Social phobia: Review of neglected anxiety disorder. Arch Gen Psych, 42: 729-736. McCabe RE, Antony MM, Summerfeldt LJ, et al. 2003. Preliminary examination of the relationship between anxiety disorders in adults and self-reported history of teasing or bullying experiences. Cognitive Behaviour Therapy, 32:187–93. Mick, M. A., & Telch, M. J. (1998). Social anxiety and history of behavioral inhibition in young adults. Journal of Anxiety Disorders, 12(1), 1 – 20. Olweus, D. (1994). Bullying at school: Basic facts and effects of a school based intervention program. Journal of Child Psychologyand Psychiatry, 35, 1171-1190. Ramshaw, H.J., Chavira, D.A., Stein MB. Phenomenology of social anxiety disorder. The Textbook of Anxiety Disorders ( Chapter 25, Ed: Stein, D. J., Hollander, E., Rothbaum, B.O., Copyright 2010 American Psychiatric Publishing, İnc. Washington DC. ) Rapee, R. M., & Heimberg, R. G. (1997). A cognitive–behavioral model of anxiety in social phobia. Behaviour Research and Therapy, 35(8), 741 – 756. Rapee, R. M., & Melville, L. F. (1997). Retrospective recall of family factors in social phobia and panic disorder. Depression and Anxiety, 5, 7 – 11. Rapee RM, Spence SH. 2004. The etiology of social phobia: empirical evidence and an initial model. Clinical Psychology Review, 24:737–67. Reich JH, Yates W: Family history of psychiatric disorder in social phobia. Compr Psychiatry 29:72–75, 1988 Rosenbaum JF, Biederman J, Bolduc EA, et al: Comorbidity of parental anxiety disorders as risk for childhood-onset anxiety in inhibited children. Am J Psychiatry. 149:475–481, 1992 Rosenbaum JF, Biederman J, Hirshfeld DR, et al: Further evidence of an association between behavioral inhibition and anxiety disorders: results from a family study of children from a non-clinical sample. J Psychiatr Res. 25:49–65, 1991 Ruscio AM, Brown TA, Chiu WT, et al: Social fears and social phobia in the USA: results from the National Comorbidity Survey Replication. Psychol Med. 38:15–28, 2008. Stahl SM, Essential Psychopharmacology, The Prescriber’s Guide, Antidepressants. Published by Cambridge University Press, 2006. Stein, M. B., Jang, K. L., & Livesley, W. J. (2002). Heritability of social anxiety-related concerns and personality characteristics: A twin study. Journal of Nervous and Mental Disease, 190(4), 219 – 224. Spence, S. H., Donovan, C., & Brechman Toussaint, M. (1999). Social skills, social outcomes, and cognitive features of childhood social phobia. Journal of Abnormal Psychology, 108(2), 211 – 221. Warren, S. L., Schmitz, S., & Emde, R. N. (1999). Behavioral genetic analyses of self-reported anxiety at 7 years of age. Journal of the American Academy of Child and Adolescent Psychiatry, 38(11), 1403 – 1408. Whaley, S. E., Pinto, A., & Sigman, M. (1999). Characterizing interactions between anxious mothers and their children. Journal of Consulting and Clinical Psychology, 67, 826 – 836. Wittchen, H. U., Stein, M. B., & Kessler, R. C. (1999). Social fears and social phobia in a community sample of adolescents and young adults: Prevalence, risk factors and co-morbidity. Psychological Medicine, 29, 309 – 323.
  • Yukarı Çık