PANİK ATAK TEDAVİSİ


Responsive image

ÇAĞIMIZIN HASTALIĞI PANİK ATAK

Gerilim, stres günümüzde çok karşılaştığımız bir durum. Günlük yaşantımızda bir çok yaşam olayı stresi tetikleyebilir. Bize başvuran hastalar, genellikle ilk panik atağı ya da ataklarını stres verici yaşam olaylarının ertesinde yaşarlar. Örneğin, bir yerden taşınmak, kişiler arası çatışmalar yaşamak, sevdiği bir yakının ölümü eş ya da partnerden ayrılmak gibi. Bazı araştırmalarda kişilerarası çatışmalar, ilişki sorunları, sağlık sorunları ve işyerindeki baskıların panik bozukluğunun ortaya çıkışında özellikle önemli olduğu saptanmıştır.

Panik atağı sırasında belirtiler hızla ortaya çıkar, şiddeti giderek artan bir tempo ile başlangıcından sonra 10 dakika içinde doruğa ulaşır. Genellikle nedensiz , yani beklenmedik anda olarak ortaya çıkar. Belirtilerin bir kısmı hiperventilasyona (hızlı nefes alıp- vermeye) bağlıdır. Hastalar bu belirtileri kalp krizi geçirdiği, felç olacağı, bayılacağı, kontrolünü yitireceği ya da delireceği, çoğu kez de öleceği biçiminde yorumlar. Kendilerini yaşamsal bir tehlike içinde hissederek o ortamdan uzaklaşmaya çalışırlar. Panik atağı genellikle 10-30 dakikada sonlanır. Ancak süresi birkaç saate kadar uzayabilir. Panik atağı hızla tıbbi yardım arayışına neden olur. Bu hastalar ilk önce acil servislere, daha sonra da sıklıkla pratisyen hekimlere, kardiyolog ve nörologlara başvururlar.Temel başvuru yakınması o kişi için en korkutucu olan bedensel belirtidir; göğüs ağrısı, baş dönmesi vb gibi.

Panik atağın ortaya çıkışımda aile özellikleri ve kişisel özelliklerde oldukça önemlidir. Ebeveyn-çocuk ilişkileri üzerine yapılan araştırmalarda, anksiyöz yapıdaki ebeveynlerin çocuklarının da daha anksiyöz oldukları açığa çıkmıştır. Panik hastalarında sıklıkla bağımlılık, kendine öne sürememe, güvensizlik ve obsesyonel olma gibi kişilik özelliklerine rastlanmaktadır.

Panik Atak:
  • 1.Çarpıntı , kalp hızında artma olması
  • 2.Terleme
  • 3.Titreme ya da sarsılma
  • 4.Nefes darlığı ya da boğuluyor gibi olma duyumları
  • 5.Soluğun kesilmesi
  • 6.Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkıntı hissi
  • 7.Bulantı ya da karın ağrısı
  • 8.Baş dönmesi,sersemlik hissi,düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma
  • 9.Derealizasyon(gerçekdışılık duyguları) ya da depersonalizasyon(benliğinden ayrılmış olma)
  • 10.Kontrolünü yitireceği ya da çıldıracağı korkusu
  • 11.Ölüm korkusu
  • 12.Paresteziler(uyuşma ya da karıncalanma duyumları)
  • 13.Üşüme,ürperme ya da ateş basmaları

Yukarıdaki belirtilerden dördünün(ya da daha fazlasının)birden başladığı ve 10 dakika içinde en yüksek düzeyine ulaştığı,ayrı bir yoğun korku ya da huzursuzluk döneminin olmasıdır.

Panik atağı geçiren bireyler o korkutucu anı tekrar yaşamak istemezler. Birkaç şiddetli atak geçirme ya da atakların sıklığının artması ile “beklenti anksiyetesi”, yani, yeni bir panik atağı geçirme beklentisi ve korkusu gelişir.

Agorafobi

Agorafobi çoğunlukla panik bozukluğuna ikincil olarak gelişir. Agorafobrik kaçınma çok sayıda yer ve durumu içerir. Bunlar içinde toplu taşıma araçları (uçaklar, yer altı metrosu, otobüsler, trenler, gemiler vb.), kalabalık ortamlar (tiyatro ve sinemalar, süpermarketler, pazar yerleri, konser salonları, stadyumlar, sınıf ve konferans salonları, lokantalar vb.), kuyrukta beklemek, kapalı yerler (tünel, asansör vb.), otomobile binmek ve sürmek (özellikle trafik sıkışıkken), sokakta yürümek, evden uzaklara gitmek, evde tek başına kalmak, alanlar (tarlalar, geniş caddeler, avlular vb.), yüksek yerler ve köprülerden geçmek sayılabilir.

Agorafobi işe gitmede, ev işlerini yapmada, sosyal ilişkileri sürdürmede zorluklar yaratarak toplumsal ve mesleksel işlevsellikte bozulmaya (örn. İşten geri kalmak ya da işi bırakmak) yol açar. Ağır agorafobilerde, hastalar, eve ve aile bireylerine (eşleri, çocukları ya da ebeveynlerine) giderek bağımlı hale gelir. Tek başına evden çıkamazlar. Böylece, agorafobili hastalar evden ayrılmaları, sosyal yaşamı sürdürebilmeleri için mutlaka başka birilerine ihtiyaç duyduklarından, aile sistemi olumsuz yönde etkilenebilir. Roller ve görevler (alışveriş, bakım verme vb) yer değiştirir.

HASTALIĞIN GİDİŞİ

Hastalık süreğen bir gidiş göstermektedir. Gidiş sırasında zaman zaman alevlenmeler ve iyileşmeler gözlenmektedir. İyilik dönemleri yıllarca sürebilir. Ama 10-15 yıldan sonra bile alevlenme görülebilmektedir. Bazı hastalarda panik atakları yatışmakta ancak beklenti anksiyetesinin tetiklendiği kaçınma davranışları ve agorafobi kalabilmektedir. Hastalar kaçınma ve agorafobik davranışları ile panik ataklarını azaltarak, kısmen denetler hale gelmektedir. Hastada eşlik eden diğer anksiyete bozuklukları, depresyon, alkol-madde kullanım bozuklukları ve kişilik bozuklukları varsa prognoz daha kötü olmaktadır.

Etkin bir tedaviyle panik hastalarının yaklaşık % 70’inde tam iyileşme ya da belirgin düzelmeler kaydedilmektedir. Geri kalan % 20-% 40 hasta uzun süreler idame tedavisi gerekmektedir. Yaşın ilerlemesiyle panik bozukluğunun şiddeti azalmaktadır.

TEDAVİ

Hastalara öncelikle antidepresan tedavisi uygulanır. Bilişsel-Davranışçı terapi en çok tercih edilen psikoterapi yöntemidir. Bu yöntemde hasta bilgilendirilir ve eğitilir. Hastaya panik belirtilerini yatıştırma ve gevşeme teknikleri öğretilir.

Yukarı Çık