OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUK TEDAVİSİ


Responsive image

OBSESYONLAR

Obsesyonlara kısaca takıntılı düşünceler diyebiliriz. Kişinin aklına istenmeden gelirler ve istenmediği halde kişiyi zorlayıp düşünmek zorunda bırakırlar. İnatçı bir şekilde tekrarlar ve zihni meşgul ederler. Kişiyi rahatsız ederler ve benliğe yabancıdırlar. Bu düşünceler sıkıntı yaratır ve kişi bu düşünceleri etkisizleştirmeye çalışır.

KİRLENME OBSESYONLARI

Kirlenme obsesyonları sık görülen obsesyonlardandır. Çok değişik kirlenme obsesyonları mevcuttur. Kişi başkalarının vücut atık ya da salgılarının (İdrar, dışkı, tükürük vb.) bulaşmasından korkabilir. Yıkadığı tabaklarda deterjan kalmış gibi düşünebilir. Dışarıdan mikroplu ve kirli şeylerin bulaşacağı endişesine kapılabilir. Pislik bulaşması ile hastalanacağı, etrafındaki kişilere mikrop ve pisliği yayabileceği şeklinde saçma düşünceleri ve korkuları olabilir.

SİMETRİ VE DÜZEN OBSESYONLARI

Evdeki eşyaların düzeni ve simetrikliği ile ilgili takıntılı düşünce, düşlem ve ritüellerdir. Ayrıca iş yeri, çalışma masası ve sosyal yaşam bu takıntılardan etkilenebilir. Evdeki eşyalar halılar, perdeler, tablolar vb. belirli bir düzen ve simetri özellikleri gösterirler. Dolaptaki eşyalar belirli bir sırada ve düzendedirler. Bu düzen ve simetrinin bozulması kişide sıkıntı yaratır. Kişi bu sıkıntının saçma olduğunu bilir, ama kendini engelleyemez. Bu sıkıntıdan kurtulmak için yeniden istediği gibi düzenler.

CİNSEL OBSESYONLAR

Bu tür obsesyonlar düşünsel obsesyonlardır ve kişiyi çok fazla rahatsız edebilirler. Kişide yasaklanmış ya da sapıklık derecesinde cinsel düşünce, dürtüler ya da hayali görüntüler olabilir. Kişinin aklına eşcinsel olduğu, hemcinslerine karşı ilgisinin olduğu şeklinde düşünceler, dürtüler ve hayaller gelebilir. Çocuklara karşı sapıkça cinsel isteği varmış ya da kendi ailesi ile ensest ilişki (Anne, baba ya da kardeşleriyle cinsel ilişki) şeklinde takıntılı düşünceler olabilir. Kişinin gözünün önüne hayal şeklinde annesi ya da kardeşiyle ilişkiye girdiği şeklinde görüntüler gelebilir. Bu düşünceler ve görüntüler, hastaları çok fazla düzeyde rahatsız edebilirler. Özellikle muhafazakâr ve dindar yaşam tarzı olan insanlarda çok ciddi sorunlara yol açabilirler.

DİNİ OBSESYONLAR

Dini obsesyonlar sık görülen obsesyonlardandır. Bu tür obsesyonları olan kişilerde kutsal şeylere (Tanrı ya da dini açıdan önemli kişilere vb…) karşı hürmetsizlik, küfür etme ya da günah işlediği şeklinde düşünceler ve düşlemler olabilir. İbadet sırasında kişinin aklına uygunsuz, küfürlü düşünceler gelebilir. Hatta Tanrı’ya ve dini açıdan önemli kişilere küfreden takıntılı düşünceleri olabilir. Abdestinin ve kıldığı namazın doğru olmadığı şeklinde düşünceleri olabilir. Tanrı, dünya ve ruhani yaşantılarla ilgili sonu gelmeyen, takıntılı düşünceler olabilir. Ayrıca doğru -yanlış kavramları ile aşırı ilgilenilebilir. Kişi bu düşünceleri saçma bulmasına rağmen oldukça rahatsız olur. Kişi bunları düşünmek istemese de bu düşünceler sıklıkla gelir ve kişi yoğun bir kaygı ve suçluluk hissedebilir. Dini hassasiyeti yüksek bireylerde çok yoğun bir sıkıntıya neden olabilir.

BEDENSEL (SOMATİK) OBSESYONLAR

Bedensel (somatik) obsesyonların en sık görülen şekillerinden birisi, hastalık kapma ile ilgili takıntılı düşünce ve düşlemlerdir. Bunlara ek olarak kalp çarpıntısı, ağrı, uyuşma vb. vücut belirtileri hastalık lehine yorumlanabilir. Bu tür takıntılar kişide yoğun bir kaygıya ve gereksiz sağlık sistemi kullanımına neden olabilir.

SALDIRGANLIK OBSESYONLARI

Saldırganlık obsesyonları da düşünsel obsesyonlardır. Bu tür obsesyonlarda diğer insanlara karşı hakaret edici sözler söyleme, sevdiği kişilere zarar verici davranışlarda bulunma şeklinde saçma düşünceler, dürtüler ya da düşlemler vardır. Kendine de zarar vereceğinden korkabilir. Bazı hastalarda kontrolü kaybedip, delirip etrafa zarar verme düşünceleri de olabilir. Bu tür takıntılı düşünceler de, yaşayan kişiler için çok zorlayıcıdır.

TUVALET HİSSİ GELMESİ

Bu tür takıntıları gelen kişiler sanki tuvaletleri gelmiş, çok sıkışmış gibi bir his yaşarlar. Saçma gelse bile koşarak tuvalete giderler. Oysa biraz önce tuvalete gitmişlerdir. Ona rağmen tekrar tuvalet hissi gelir, tekrar tuvalete giderler.

ONAY ARAMA DAVRANIŞI

Obsesyonları olan kişilerde şüphecilik nedeniyle, emin olabilmek için etrafındaki kişilerden onay alma davranışları vardır. Yanlarındaki kişi veya kişilere “Anneme zarar vermedim değil mi? Kapıyı kapadım mı? Acaba mikrop bulaşmış mıdır?” gibi sorular sorarlar. Olumsuz yönde cevap alırlarsa obsesyonları artabilir.

DİĞER OBSESYONLAR

Bilme Ve Hatırlama İhtiyacı

Kişide o anda hatırlanmayan bir ismi nesneyi ya da tarihi ısrarlı şekilde hatırlamak isteme takıntısıdır. Kişi saatlerce hatırlamak için muazzam bir çaba gösterir. Bu düşünce saçma da olsa, saatleri bulabilir.

Uğurlu Ve Uğursuz Sayılar

Belirli uğurlu ve uğursuz sayıları vardır. Kişi yaşamını o sayılara göre ayarlar.

Doğu Şeyi Söyleyemem Korkusu Kişinin aklına sanki doğru şeyleri söyleyemeyecekmiş gibi korkular gelir.

KOMPÜLSİYONLAR

Bir obsesyona tepki olarak ortaya konulan, kişinin yapmaktan kendini alamadığı yineleyici davranışlardır (örneğin; el yıkaması, kontrol etme, düzenleme). Bu kompulsiyonlar zihinsel eylem (dua etme, kendi kendine söyleme) şeklinde de olabilir. Kompülsiyon yapma amacı, obsesyonun getirdiği sıkıntıyı azaltmak ya da yok etmektir. Kişi bu hareket ve eylemlerin aşırı ya da anlamsız olduğunu kabul eder (APA, 1994).

TEMİZLİK KOMPÜLSİYONU

Kişideki kirlenme ya da bulaşma obsesyonuna karşılık gelir. Yani kişi bulaşma veya kirlenme düşüncesini, temizlik yaparak etkisizleştirmeye çalışır. Örneğin kişi aşırı ve törensel el yıkayabilir, diş fırçalayabilir ya da banyoda uzun süre kalabilir. El yıkama haricinde, aşırı ve törensel duş, banyo, diş fırçalama ve giyime aşırı dikkat etme şeklinde de kompülsiyonlar mevcuttur. Bu tür davranışlar, gün içerisinde kişiyi zorlayan bir yaşam şekline dönüşebilmektedir. Diğer bir temizlenme kompülsiyonu ise evdeki eşyaların ve diğer cansız nesnelerin aşırı temizlenmesidir. Bu kişiler evdeki her şeyi tekrar tekrar temizlerler. Yani her yerde toz ararlar, mikrop olduğunu düşünürler ve temizlik için bir neden bulurlar. Bu konuda sorunlar yaşayan bir ev hanımı hastadan bahsetmek istiyorum.

KONTROL ETME

Kontrol etme davranışının nedeni, şüphe ya da emin olamama obsesyonlarıdır. Kişi bir konu ile ilgili şüphe hisseder. Örneğin, ocağı kapatıp kapatmadığından emin olamaz ya da kapı, pencere açık zanneder. Bu şüphe takıntısı kişide sıkıntı ve kaygıya neden olur. Kapattığından emin olsa bile gider, yeniden kontrol eder. Bu davranış saçma ve mantıksız gelir ama yapınca takıntılı düşüncenin yarattığı sıkıntı kaybolur. Kişi sıkıntısının bu şekilde kaybolduğunu fark ettiğinde, her defasında sıkıntı bastığında, bu şekilde sıkıntısını ortadan kaldırmaya başlayacaktır. Bu durum ise, daha sık olarak emin olamama düşüncelerinin gelmesine yola açacak ve hastalık artacaktır.

TEKRARLAYICI TÖRENSEL DAVRANIŞLAR

Tekrarlayıcı törensel davranışlar olarak tekrar okuma ve yazma, rutin hareketleri tekrarlama (kapıdan 3 kez girip çıkma vb...) gibi davranışlar söz konusudur. Kişi tekrarlamalar nedeniyle gün içerisinde zaman kaybeder ve işlerinden geri kalır.

SAYMA KOMPÜLSİYONLARI

Bu tür kompülsiyonlar, sık görülse de daha kolay saklanabilirler. Örneğin sayı sayarak iş yapma, tabela okuma, araba plakası ya da apartman numarası okuma, merdivenleri sayma, çizgilere basmadan yürüme vb. davranışlar söz konusudur.

SIRALAMA – DÜZENLEME

Sıralama – düzenleme kompülsiyonu, simetri - düzen obsesyonlarının yarattığı sıkıntıyı gidermek için yapılır. Düzensizliğin verdiği sıkıntı, mantıksız da olsa kişiyi rahatsız eder. Kişi düzenleme – sıralama hareketi ile bu sıkıntıdan kurtulur. Bu tür kompülsiyonları olanlar, her şeyin düz durmasını, simetrik ve düzenli olmasını isterler. Tabii ki bu mümkün değildir. Gün boyu düzeni ve sırası değişen işleri düzene koymak için uğraşırlar. Koltukların minderleri, halılar, tablolar, perdeler…

BİRİKTİRME – TOPLAMA

Bu tür takıntılı davranışları olan kişiler, evlerinden hiçbir şey atamazlar. Önemsiz ya da manevi değeri olmayan, basit şeyleri bile evde biriktirirler. Bir süre sonra ev, ıvır zıvır ve çoğu zaman gereksiz olan eşyalarla dolmaya başlar. Eğer kişi yalnız yaşıyorsa, bu anormalliği görmekte zorlanır ve olay ciddi boyutlara ulaşabilir. Bu kompülsiyon çok ilerlediğinde, kişi evdeki çöpleri bile atamaz hale gelir. Gazete ve televizyonlarda gördüğümüz çöp evler ortaya çıkabilir. Genellikle ev çöple dolduğunda, yayılan koku nedeniyle komşular rahatsız olur ve polis çağırırlar. Polis zoruyla açılan evde, korkunç bir çöp birikimi ile karşılaşılır. Odalar tıklım tıklım çöp ve kokmuş şeylerle doludur.

SÖYLEME, SORMA, İTİRAF ETME GEREKSİNİMİ

Bu tür takıntılı davranışları olan kişiler, özellikle sohbet anında zorluk yaşarlar. Bir şeyler söyleme ve itiraf etme ihtiyacı hissederler... Kendilerine saçma gelse de, o an söylemek zorunda kalırlar. Bu kompülsiyonu bir örnekle açıklamak istiyorum. Sanırım böyle daha anlaşılır olur.

İtiraf etme gereksinimi de kişinin çok fazla canını yakabilir. Kişi saçma bulsa da, o an kötü bir şey olmasını engellemek için, bir sırrını uygun bulmadığı birisine bile söyleyebilir. Bu itiraf ettiği şeyler, sonrasında çok fazla sorunlara neden olabilir.

ZİHİNSEL TÖRENLER

Bu durum aslında bir ruminasyon şeklindedir. Kafamıza bir konu takılır ve o konu ile ilgili ayrıntılarına kadar düşünülür. Kişi o anda yaptığı işi bırakır ve geviş getirir gibi konuyu enine boyuna zihninde tartışır. Tartışmaların sonu gelmez. Bazen bir konuda ispata kalkışabilir. Beyninde sonu gelmez tartışmalarla ispat arayışına girer. Her ne kadar mantıksız bulsa da bu törenden kendini alamaz ve takılır kalır.

AŞIRI LİSTE HAZIRLAMA

Bu kişiler akşamdan, ertesi gün yapacakları ile ilgili liste hazırlarlar. Ertesi gün o listeye göre işlerini yaparlar. Bazen o liste çok ayrıntılı olabilir. Marketten alınacakların listesi bile bellidir. Kişi o sırayı bozmamak için reyonları defalarca dolaşır. Aynı reyonda o listede olan birkaç ürün olsa bile, sıranın bozulmaması için sadece sıradaki ürünü alır. İşyerinde yapılacakların ayrıntılı bir listesi hazırlanabilir. Evde yapılacaklar için listeleme olabilir. Yani bu kişilerin tüm günleri liste hazırlamak ve uygulamakla geçebilir.

DOKUNMA, VURMA, OVALAMA GEREKSİNİMİ

Kişi o an vurmazsa, ovalamazsa ya da dokunmazsa yoğun bir sıkıntı yaşar. Bu sıkıntıdan kurtulmak için ise takıntılı hareketlerini yerine getirir. Örneğin karşı taraftaki kişinin sivilcelerini sıkmaya kalkışan hastalar bile vardır.

GÖZ KIRPMA VE GÖZLERİNİ DİKME DAVRANIŞI

Hastada törensel şekilde göz kırpma, gözlerini tuhaf bir şekilde dikerek bakma tarzında takıntılı hareketler olabilir. Kişi bu hareketi sıkıntıdan kurtulmak ya da kötü bir şey olmasını engellemek için yapabilir.

TÖRENSİ YEMEK YEME

Bu tür kompülsiyonlar, sindirim sorunlarını ve kilo almaya yol açabilir. Kişi tok olsa bile, törensi yemek yeme davranışları gösterir. Yiyeceğinden daha fazlasını yiyebilir ve sorun onda hazım sorunları yaratabilir.

KENDİNİ YARALAYICI VE ZARAR VERİCİ DAVRANIŞLAR

Kişi kendini yaralayabilir ve kendisine zarar verebilir...

OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUK (OKB )TANISAL ÖZELLİKLER

Obsesif-Kompulsif Bozukluk, zamanın boşa harcanmasına yol açacak derecede ağır olan (yani günde 1 saatten daha uzun zaman alırlar) ya da belirgin sıkıntıya ya da işlevsellikte önemli ölçüde bozulmaya neden olan (C tanı ölçütü) yineleyici obsesyon ya da kompülsiyonlardan oluşur. (A tanı ölçütü) Bu bozukluğun gidişi sırasında bir zaman kişi obsesyon ya da kompülsiyonlarının aşırı ya da anlamsız olduğunu kabul eder. (B tanı ölçütü). Başka bir Eksen I Bozukluğu varsa, obsesyon ya da kompülsiyonların içeriği bununla sınırı değildir. (D tanı ölçütü). Bu bozukluk bir maddenin ya da genel tıbbi bir durumun doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir. (E tanı ölçütü)

Obsesyonlar istenmeden gelen uygunsuz olarak yaşanan ve belirgin anksiyete ya da sıkıntıya neden olan, sürekli düşünceler, dürtüler ya da düşlemlerdir. Obsesyonlar istenmeden gelmeleri ve uygunsuz bir niteliklerinin olması “ego-distonik” olduklarını göstermektedir. Bu, obsesyon içeriğinin kişiye yabancı geldiğini, bunun kendi denetimde olmadığı gibi sahip olmayı beklediği düşünce türü de olmadığını gösterir. Bununla birlikte kişi obsesyonlarının kendi zihninin bir ürünü olduğunu ve bunların dışarıdan yüklenmediğini (Düşünce sokulmasında dışarıdan yüklenmektedir,) bilmektedir.

En sık görülen obsesyonlar bulaşma ile yineleyen düşünceler (El sıkmayla hastalık bulaşacağı gibi…), yineleyen kuşkular (Bir trafik kazasında birini yaralayıp yaralamadığı ya da kapıyı kilitleyip kilitlemediği, bir eylemi yerine getirip getiremediği konusunda tereddüt etmek gibi…), bazı şeylerin belirli bir düzen içinde olmasına gereksinme (Eşyalar düzensiz ya da bakışık [simetrik] değilse bundan yoğun sıkıntı duyma gibi…), agresif ya da korkunç dürtüler (Çocuğunu yaralama ya da kilisede bağırarak açık saçık şeyler söyleme gibi…) ve cinsel düşlerdir (Tekrar tekrar ortaya çıkan pornografik görüntüler gibi…). Bu düşünceler, dürtüler veya düşlemler sadece gerçekleşen yaşam sorunları hakkında duyulan aşırı üzüntüler (Parasal sorunlar, iş ya da okul sorunları gibi insanın yaşamında süre giden zorluklarla ilişkili kaygılar…) değildir ve gerçek bir yaşam sorunu ile ilişkili gibi görünmemektedir.

Obsesyonları olan kişi genellikle bu düşünceleri, dürtüleri ya da düşlemlerine önem vermemeye ya da bunları baskılamaya çalışır ya da başka bir düşünce ya da eylemle (Yani bir kompülsiyonla) bunları etkisizleştirmeye çalışır. Sözgelişi ocağı kapatıp kapatmadığına ilişkin kuşkularıyla uğraşan bir kişi ocağın kapandığına ilişkin güvence duymak için ocağı tekrar tekrar kontrol ederek bu düşüncelerini etkisizleştirmeye çalışır.

Kompülsiyonlar ise, yineleyici davranışlar (El yıkama, sıraya koyma, kontrol etme vb.) ya da zihinsel eylemlerdir (Dua etme, sayma, sözcükleri sessiz bir biçimde yineleme gibi). Kompülsiyonların amacı anksiyete ya da sıkıntıdan korunmak ya da bunları azaltmaktır, haz almak ya da doyum sağlamak değildir. Birçok durumda kişi obsesyona eşlik eden sıkıntıyı azaltmak ya da korktuğu olay ya da durumdan korunmak için kompülsiyonu yerine getirmeye zorlanmış gibi hisseder. Söz gelişi hastalık bulaşacağı ile ilgili obsesyonları olan kişiler yaşadıkları zihinsel sıkıntıyı derileri sıyrılana dek ellerini yıkayarak azaltabilirler; bir kapıyı kilitlemeden bıraktığına ilişkin obsesyonlarından ötürü sıkıntı duyan kişiler kapının kilitlenip kilitlenmediğini birkaç dakikada bir kontrol etmeye zorlanabilirler; düşünmek istemedikleri sövüp sayma düşünceleri yüzünden sıkıntı duyan kişiler her düşünceleri için geriye veya ileriye doğru sayarak bir rahatlama sağlayabilirler. Bazı durumlarda kişiler neden yaptıklarını bilmeden kendilerinin yarattığı ayrıntılı kurallara göre katı bir biçimde uyulan ya da basmakalıp olan birtakım eylemleri yerine getirirler. Tanım olarak kompülsiyonlar ya etkisizleştirilmesi ya da korunması tasarlanan şeylerle gerçekçi bir biçimde ilişkili değildir ya da açıkça çok aşırı bir düzeydedir. En sık görülen kompulsiyonlar, yıkanma ve temizleme, sayma, kontrol etme, güvence isteğinde olma, yineleyen eylemlerde buluma ve sıraya koyma kompülsiyonlarıdır.

Obsesif-Kompülsif Bozukluğu olan erişkinler bu bozukluğun gidişi sırasında bir zaman obsesyon ya da kompülsiyonlarının aşırı ya da anlamsız olduğunun kabul ederler. Obsesyon ya da kompülsiyonlar belirgin bir sıkıntıya neden olmalıdır, zamanın boşa harcanmasına yol açmalıdır (Günde 1saatten daha uzun zaman alıyor olmalıdır) ya da kişinin olağan günlük işlerini, mesleki (Ya da eğitimle ilgili) işlevselliğini ya da toplumsal etkinliklerini ya da ilişkilerini önemli ölçüde bozmalıdır. Obsesyon ya da kompülsiyonlar, doyum sağlayan ve yararlı davranışların yerini alıp, genel işlevsellik düzeyini ileri derecede bozabilirler. Obsesif düşünceler, dikkati dağıtabileceğinden dolayı okuma ya da hesap yapma gibi dikkatin belirli bir konu üzerinde yoğunlaştırılmasını gerektiren bilişsel etkinliklerde sıklıkla yetersizliğe yol açar. Ayrıca birçok kişi obsesyon ya da kompülsiyonlarını uyaran nesne ya da durumlardan kaçabilir. Bu kaçınma aşırı bir düzeye gelebilir ve genel işlevsellik düzeyini ileri derecede kısıtlayabilir.

1)Belirleyici

İç görüsü Az Olan, O dönemde kişi çoğu zaman Obsesyon ya da kompülsiyonlarının aşırı ya da anlamsız olduğunu kabul etmiyorsa bu belirleyici uygulanabilir.

OKB BAŞLANGIÇ YAŞI VE SEYRİ

Hastalığın başlangıcı, olguların yaklaşık üçte ikisinde 25 yaş altındadır ve diğer üçte birinde ise, belirtilerin ilk görülmesi 5-15 yaş arasındadır.

OKB TEDAVİSİ

Serotonin üzerinden etki eden ilaçlar (Klomipramin, Fluoksetin, Fluvoksamin, Paroksetin, Citalopram, Essitalopram ve Sertralin) OKB belirtilerini belirgin olarak azaltmaktadır. Bu ilaçların temel etki mekanizması, Serotonin geri alımının durdurulmasıdır. Ayrıca bilişsel davranışçı terapilerin de etkinliği kanıtlanmıştır. Davranışçı sağaltımlar, uzun süreli dönemde ilaç sağaltımlarından daha etkili olabilirler. Serotonin geri alım durdururcuların kullanımı etkili ve güvenlidir. Çoğu hastada belirtiler 2 ile 3 hafta arasında gerilemektedir. Bazı durumlarda anlamlı klinik yanıt gecikebilir. Bu durumda 8-12 haftaya kadar beklenmesi önerilmektedir.

ANTİDEPRESAN TEDAVİLER

Antidepresan ilaçlar beyinde Serotonin, Noradrenalin ve Dopamin gibi hormonları artırarak etki eden ilaçlardır. Antidepresan ilaçlar genel olarak obsesif kompulsif bozuklukta etkili ilaçlardır. Bu ilaçların yan etkileri de vardır. Gerek etkinlik, gerekse yan etkiler kişiden kişiye değişiklik gösterir. Yani bir kişiye çok iyi gelen bir ilaç, başka birini hiç etkilemeyebilir ya da bir hastaya hiç yan etki yapmayan bir ilaç, başka bir hastaya aşırı düzeyde yan etki yapabilir. Bu nedenle bu antidepresan ilaçlar mutlaka bir doktor kontrolünde kullanılmalıdır.

Antidepresan ilaçlarla ilgili mit ve safsatalar:

  • "Antidepresan ilaçlar tedavi etmez, sorunun üzerini örter."
  • "Antidepresan ilaçlar beyni uyuşturur, çözüm değildir."
  • "Antidepresan ilaçlar bağımlılık yapar."
  • "Bir kez antidepresan kullanan ömür boyu ilaç kullanmak zorunda kalır."

Yukarıdakiler ve buna benzer sözler toplumsal mit, safsata ve bilimsel dayanağı olmayan saçmalıklardır. Antidepresanlar beyni uyuşturan ilaçlar değildirler. Antidepresanlar kesinlikle bağımlılık yapmaz. Ayrıca tedavide de son derece etkili ilaçlardır. Her ne kadar tedavi başlangıcında bazı geçici yan etkileri olsa da, yan etkilerin önemli bir kısmı zaman içerisinde kendiliğinden düzelir. Yani yan etkilerin önemli bir kısmı geçicidir.

Sonrasında ise tedavi motivasyonunu artıran, terapiyi kolaylaştıran etkileri ortaya çıkar. Genel olarak antidepresan tedavi süresi 1-2 yıldır. Bu süre içinde hem hastanın iyileşmesi pekiştirilir, hem de kişinin tedavisi bilişsel davranışçı psikoterapi desteklenirse, etkinlik daha kalıcı olabilir. Yani düzenli tedavi ve psikiyatr takibi önemlidir.

ANTİPSİKOTİKLER

Antipsikotik ilaçlar olarak yeni nesil atipik antipsikotikler yardımcı tedavi olarak kullanılmaktadır. Risperidon, Olanzapin, Ketiapin gibi ilaçlar özellikle güçlendirme tedavisinde kullanılmaktadır.

BİLİŞSEL DAVRANIŞÇI TERAPİ

OKB bir anksiyete bozukluğudur. Bütün anksiyete bozukluklarında olduğu gibi, OKB hastalarında da düşünce çarpıtmaları, yani normal bir düşünceyi tehlikeli olarak algılama ve eğer yapması gerekenleri yapmazsa kötü bir şey olacağını düşünme söz konusudur. Bu durum kişide aşırı sorumluluğa yol açmakta ve kişi bu sorumluluktan kaynaklanan sıkıntı ve kaygıyı gidermek için etkisizleştirme davranışları yapmaktadır. Bu nedenle yapılan bu düşünce yanlışlarının bulunması ve daha işlemsel olan düşüncelerle yer değiştirilmesi gereklidir. Bu düşünce değiştirme kişi için oldukça rahatlatıcı olabilir. Yaptığı yanlışı görmek ve gerçekçi, işlevsel düşünmeye geçmek, sıkıntı üzerinde azaltıcı etki yaratmaktadır. Bilişsel terapiye davranışçı terapinin eklenmesi daha etkilidir. Bu düşünce çarpıtmalarının kişiye gösterilmesi ve akılcı olmayan düşüncelerin, daha akılcı ve işlevsel düşüncelerle yer değiştirilmesi gereklidir.

DAVRANIŞÇI TERAPİ

OKB olan bireyde, sıkıntıyı ortaya çıkaran uyarana alıştırmanın yanı sıra, tepki önlenmesi kompülsif hareketlerde temel bileşendir. Yani hasta sıkıntı ortaya çıkaran düşünceye maruz bırakılır ve etkisizleştirme davranışları engellenir. Korku, kaygı ve kaçınma davranışına neden olan nesne ya da durumlarla karşı karşıya gelmeyi göze olarak korkusunun üstesinden gelinebileceği ilkesine dayanır.

Yukarı Çık